evden eve nakliyat hizmetleri

13 Temmuz 2008 Pazar

Sürdürülebilir Lojistik” Tartışıldı

Avrupa’nın geniş çaplı taşımacılık organizasyonu olan ve UTİKAD’ın da üyesi bulunduğu CLECAT’ın yıllık Freight Forwarders Konferansı 27 Kasım’da Brüksel’de yapıldı, Avrupa’da sürdürülebilir lojistik için yapılması gerekenler tartışıldı…

CLECAT’ın yıllık Freight Forwarders Konferansı Brüksel’de 27 Kasım’da yapıldı. CLECAT’ın bu yılki konferansı, AB Komisyonu’nun da yük nakliyesinde öncelikli hareket planı olan sürdürülebilir lojistiğe adandı. CLECAT, bu yılki konferansında Komisyon’un ulaştırma hareket planına Avrupa’daki sektör temsilcisi üyelerinin yanıtını sürdürülebilirliğe “evet” diyerek verdi.

Konferansın doğal temasının önemi çok sayıda konuşmacının katılımıyla kendini gösterdi. Konuşmacılardan AB Parlamentosu Ulaştırma Komisyonu’ndan Dirk Sterckx ile Inés Ayala Sender, DG Enerji ve Ulaştırma Genel Direktörü Matthias Ruete ve Intermodal Taşımacılık Forumu Genel Sekreteri Jack Short sürdürülebilir lojistiğin parametrelerine ve yapılması gerekenlere değindiler. CLECAT konferansına katılan çok sayıda yetkin konuşmacı lojistik sektörünün Avrupa’da rekabet için önemli olduğunun altını çizerek, bunun sürdürülebilir olması gerektiğine inandıklarını ve ancak bu yöndeki lojistik politikalarına destek vereceklerini kaydettiler.

CLECAT Başkanı Jean-Claude Delen konferansın açılış konuşmasında, ulaştırmada yaşanan şu anki değişim sürecinde sürdürülebilirliğin gerek politikacılar, gerekse iş çevrelerince tüm yönleriyle tartışıldığını kaydetti. Delen, lojistiğin ekonomiye etkisi ve hayat tarzımıza doğrudan yansımaları bazında politikacıların ajandalarında yerini aldığının altını çizerek, “tüketim ihtiyaçlarımızı istediğimiz anda ve istediğimiz yerde bizim için bulunduran oyuncular, bu hizmetlerinin devamlılığı için hizmet alt yapılarına da özen göstermeliler” dedi.

Hizmetlerin çevrenin üzerinde gerçekleştirildiğini hatırlatan Delen, lojistik süreçlerde etkin verimliliğin ancak çevreye olan saygıyla mümkün olabileceğini vurguladı.
Matthias Ruete ise, Komisyon’un ulaştırma hareket

10 Temmuz 2008 Perşembe

Nakliyat-İş eylemleri sürüyor

HABER MERKEZİ DİSK `e bağlı Türkiye Devrimci Kara Nakliyat İşçileri Sendikası `na (Nakliyat -İş) üye oldukları gerekçesiyle, Arçelik `in taşeron firmasında çalışan işçilerin işten çıkarılması sonucu başlatılan protesto eylemleri devam ediyor. Çayırova `daki Arçelik tesisleri önünde direnen işçilere destek olmak amacıyla Koç Holding `e bağlı çeşitli işyerleri önünde eylem yapan Nakliyat -İş Sendikası üyesi işçiler, sendikal haklarını ve işlerini geri istiyor.




Koç Holding `e rahat yok



Protesto gösterisi Taksim Meydanı `ndan Divan Oteli `ne kadar yapılan yürüyüşle başladı. Daha sonra burada basın açıklamasını okuyan Nakliyat -İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, anayasal bir hak olan toplu sözleşme hakkı için aylardan beri sürdürdükleri mücadele sonunda, Arçelik işçileri için alt işverenle toplu sözleşme imzaladıklarını, ancak bu yasal haklarına saygı göstermesi gereken üst işverenin, alt işverenle sözleşmesini feshettiğini bildirdi. Küçükosmanoğlu, işverenin, Türk Metal Sendikası ile anlaşarak, Nakliyat -İş Sendikası `na üye işçileri işten çıkardığını ileri sürerek, `"biz haksızlığa, adaletsizliğe karşı direniyoruz. Bundan sonra, Koç Holding `e bağlı bütün iş yerleri bizim eylem alanımız. Bu mücadele başarıya ulaşıncaya kadar devam edecek" dedi. Ali Rıza Küçükosmanoğlu, işverenden İş Kanunu `na, sendika ve toplu sözleşme yasalarına uymasını beklediklerini de söyledi.

kaynak: http://www.tumgazeteler.com/?a=2583339

destek firmalar

Blog sitemizin yazılarında destek olan www.evkurnakliyat.com.tr ve www.evdenevenakliyattr.com web sitelerine kattılarından dolayı teşekkürler

evden eve nakliyat
evden eve nakliyat

02 Haziran 2008 Pazartesi

Tekrar Devam

Uzun bir süredir Web sitemiz pasif durumdayıdı, haber göndermede sıkıntı yaşadık ama artık kaldığımız yerden devam etmeye başladık. Evden eve Nakliyat Sektöründe yaşanan haberleri güncel bir şekilde burda yer vereceğiz. bizi takip ettiğiniz için teşekkürler

17 Aralık 2007 Pazartesi

Evden Eve Nakliyat Araçlarının Trafikten Men Edilebileceği Hakkında:

Evden Eve Nakliyat Araçlarının Trafikten Men Edilebileceği Hakkında:

‘Yüzbinlerce araç trafikten men edilebilir’

Uluslararası Nakliyeciler Derneği Başkanı Çetin Nuhoğlu, karayolu taşımacılığındaki Avrupa Birliği standartlarının, Türkiye’yi ‘çelik korse’ gibi sıkacak unsurlar taşıdığını söylüyor. Nuhoğlu’na göre, bu yüzden yüzbinlerce aracın trafikten men edilmesi söz konusu olabilir. Bu arada nakliyat sektörüne de yeni kurallar gelecek. Sektör uzmanları, çevresel uyum için karayolu taşımacılığının azaltılması gerektiğini belirtiyor. Türkiye, taşımacılıkta işleri silbaştan ele alacak

SERKAN ARMAN

Türkiye’nin sık sık Doğu ile Batı arasında bir köprü olduğu söylenir, kültürleri ve medeniyetleri birbirine bağladığı vurgulanır. Bu köprüyü iyi tanıyan bir kesim, Avrupa Birliği (AB) ile müzakerelerin başlamasına az bir süre kala dikkatleri çok önemli bir başlığa getiriyor. Türkiye ve ötesinde mekik dokuyan, bir uçtan diğerine direksiyon sallayan taşımacılık sektörü uyarıyor: Avrupa Birliği’yle müzakerelerde gündeme gelecek olan ‘ortak taşıma politikası’ konusu ‘çelik korse’ gibi çok kimsenin canını sıkacak.
Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Başkanı Çetin Nuhoğlu, müzakere sürecinde özellikle araç muayenesi ve yurtiçi taşımacılık konularının Türkiye’nin başını ağrıtabileceğine dikkat çekiyor. Türkiye’deki araçların birçoğunun AB standartlarına uymadığını, yüzbinlercesinin trafikten men edilebileceği uyarısında bulunan Nuhoğlu, “Şu anda mevcut araçların performansı standart kriterlerinden o kadar uzak ki, onlara hemen bir ‘çelik korse’ giydirmeye çalışırsanız, bunu kimse kabul etmeyecektir” diyor.

Üçte ikisi muayene olmuyor
Egzosttan başlayarak araçların fren ve yük taşıma emniyeti ile tüm elektrik sistemi başta olmak üzere Avrupa Birliği standartlarının ’sorun’ olacağını söyleyen Nuhoğlu şunları diyor:
“Yeni üretilecek kamyonetler buna uygun olacak ama eskilerinde problem yaşanacak. İnsanlar araçlarını muayene ettirmeye mecbur ama üçte biri muayene oluyor. Üçte ikisi kaçak. Kontrol standartları da çok yüksek belirlendi. Araçların çoğu trafikten men edilmek zorunda kalır. İstasyonlar bu durumda yaptıkları harcamaların karşılığını alamayacak. O zaman da ya geri adım atacak ya da bu konuda baskı uygulayacaklar. Siyasi otorite bu baskı karşısında geri adım atmak zorunda kalabilir.”

‘Çevresel uyum’ için liman, istasyon yatırımı gerekiyor’
Aras Logistics Genel Müdürü Atilla Yıldıztekin AB ile müzakere sürecinin bir başka yönüne dikkat çekiyor. AB’nin ‘çevre koruması’nı birinci faktör olarak ele aldığından, karayolu taşımacılığını km/ton olarak yüzde 50′nin altına çekmekte olduğunu vurguluyor.
Başka bir ifade ile karayolu ile yapılan yük taşımacılığı yarı yarıya azaltılmak isteniyor. Diğer ulaşım sistemlerinin payı artacak. Yıldıztekin, şöyle diyor:
“Bunların AB standartlarına getirilmesi için demiryolu, liman ve deniz taşımacılığımıza büyük yatırımlar gerekir. Kombine taşımacılıkta büyük ölçek gerektiğinden küçük kuruluşların birleşerek kurumsallaşması şart. Yeni taşıma kanununun amacı bu. AB’nin taşıma konusundaki beklentisine uygun.”

‘Hızlı mal hareketini kara taşımacılığı karşılar’
UND Başkanı Nuhoğlu, geleceğin karayolu taşımacılığında olduğunu savunuyor. AB ülkelerinde toptan eşya taşımacılığı içinde karayollarının payının yüzde 45, denizyollarının payının yüzde 41, tren taşımacılığının payının ise yüzde 8 olduğunu dile getiren Nuhoğlu, “Geri kalanı hava, su yolları ve tüplerle yapılır. AB bunu indirmeye ne kadar çalışırsa çalışsın, küresel ticaretin ortaya çıkardığı ihtiyaçlar nedeni ile kara taşımacılığı daha fazla pay almaktadır. Çünkü mal hareketleri çok hızlandı. Bu anlamda buna hizmet verecek en verimli taşımacılık da karayoludur” diye konuşuyor.

‘Güney Kıbrıs’la ticarete başlayalım’
Türkiye’nin 11 Aralık’ta Brüksel’de müzakere tarihi alması sırasında bir Güney Kıbrıs krizi yaşanmıştı. Türkiye, toplulukla ilişkisini kuran Ankara Anlaşması’nı genişleten protokole 10 yeni AB üyesinden biri olan Güney Kıbrıs’ı tanımak endişesi ile imza atmamıştı. Ancak daha sonra toplulukla Türkiye arasında ticaret yapılmasını sağlayan belgeye önce Güney Kıbrıs dışındaki 9 üye ülke, daha sonra da Bakanlar Kurulu kararıyla Güney Kıbrıs eklenmişti. Böylece Güney Kıbrıs’la gümrük birliği tamamlanmış oldu.
UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, Türkiye’nin özellikle güney bölgelerinin Güney Kıbrıs’ın ihtiyaçlarını kolayca ulaştırabilecek durumda olduğunu belirterek, “Yunanistan’a göre çok daha avantajlı bir lojistik sağlayabiliriz. Karşılıklı mal hareketlerinin başlamasını özellikle istiyoruz. Ticareti geliştirdiğimiz ölçülerde siyasi sorunlar çok daha kolay hallediliyor” diyor.

15 Aralık 2007 Cumartesi

AB Yasaları ve Evden Eve Nakliyat

vden Eve Nakliyat ve AB Uyum Yasaları

AVRUPA Birliği ülkelerindeki çalışan Evden Eve Nakliyat kamyon ve otobüs şoförleri bundan sonra haftada 56 saatten fazla direksiyon sallayamayacak. Yeni uygulamanın kazaları önleme amacı güttüğünü söyleyen AB Komisyonu sözcüsü, “Kazaların önemli nedeni uykusuzluk ve aşırı yorgunluk. Bunu engellemek için uygumalayı hayata geçirdik” dedi.

Daha önce bu süre bir çok Avrupa Birliği ülkesinde 72 saat olarak belirlenmişti. Bunun yanı sıra taze uygulama, bütün otobüs ve kamyon şoförlerinin 2 haftada bir en az 45 saat dinlenmelerini de ön görüyor. Uygulamaya aykırı davrananlar için aracı kullanan şoförlerin değil, nakliyat ve otobüs şirketlerinin cezalandırılacağı vurgulandı. Yeni uygulamaya tepki gösteren Kamyon ve Otobüs Şirketleri Birliği, bu sayede fiyatların yüzde 15 oranında artacağı endişesini dile getirdi. http://preview.hurriyet.com.tr/preview/image.aspx?picid=3189212Birlik yetkilileri ayrıca ileride 12 bin iş yerinin de tehlikeye gireceğine dikkat çekti.

Tekstilde Lojistik Yeterince Verimli Kullanılmıyor

Tekstilde Lojistik Yeterince Verimli Kullanılmıyor

Logistics Institute Turkey (L.I.T) tarafından İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları (İTKİB) işbirliğiyle düzenlenen ‘Tekstil ve Hazır Giyim Lojistiği İş Konferansı’07, 11 Eylül 2007 tarihinde İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Balnak Logistics Group ve Ekol Lojistik’in ana sponsor olduğu konferansta, ‘Rekabet Gücünün Artırılması İçin Lojistik Açılımlar’, ‘Lojistik Uygulama Örnekleri’, ‘Küresel Rekabette Lojistik’ ana başlıkları tartışıldı.

Tekstil firmalarının genel müdürleri, yönetim kurulu başkanları, lojistik ve satın alma müdürleri, lojistik firmaları yöneticilerini biraya getiren konferansın açılış konuşmaları; L.I.T Başkanı Arif Adnan Almeman, Balnak Lojistik İş Geliştirme Koordinatörü Emre Yenal, Ekol Lojistik Genel Müdür Vekili Cem Kumuk ve İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçılar Birliği (İHKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu tarafından gerçekleştirildi.

Lojistik hizmet sunucuların tekstil sektöründeki müşterilerini de elde tutmaları için lojistiği iyi anlayıp, iyi yönetmeleri gerektiğini vurgulayan L.I.T Başkanı Arif Adnan Almeman, lojistiğin sadece ürünlerin hareketlerini değil, bilgi ve para hareketlerini de yönetmesi bakımından büyük önem taşıdığını bildirdi.

Balnak’ın özellikle hazır giyim, tekstil ve perakende lojistiğinde uzmanlaştığını söyleyen Balnak Lojistik İş Geliştirme Koordinatörü Emre Yenal, rekabet ortamında gelişen teknoloji ile kalite ve müşteri memnuniyeti arayışlarının iş yapış süreçlerinde önemli değişimler doğurduğunu vurguladı.



Zincirin doğru yönetilmesi için firmalar arasındaki iletişim önem kazanıyor

Lojistik ortaklara kolay karar verilmediğini ifade eden Yenal, ihtiyaçların ve iş süreçlerinin uzun uzun konuşulup tanımlanması gerektiğinin altını çizdi.

Tekstil imalatçılarının ortak ihtiyacının imal edilen ürünlerin en hızlı şekilde müşterilerine ulaştırmak, müşterinin de ihtiyacının o ürünleri en hızlı şekilde satışa sokmak olduğunu belirten Yenal, bu anlamda Türkiye’deki imalatçıların çok büyük baskı altında olduklarını kaydetti. Buradaki teşhisin iyi yapılması gerektiğini vurgulayan Yenal, imalatçıların lojistikten tek amacının nakliye olmaması gerektiğini açıkladı. Yurtdışındaki mağazalara direk sevkıyat gibi faaliyetlerin yapılması gerektiğini bildiren Yenal, ortak yapılacak çalışmalar ile imalatçının, lojistikçinin ve müşterinin oturup beraber fikir paylaşması gerektiğinin altını çizdi.

Ekol Lojistik Genel Müdür Vekili Cem Kumuk ise önceden lojistiğin aracın yönetimi anlamına geldiğini, günümüzde ise bu algılamanın değişerek yükün yönetimi anlamına geldiğini söyledi.

1980’li ve 1990’lı yıllarda tekstil lojistiği dendiğinde ürünün A noktasından B noktasına taşınma anlamına geldiğini, bu taşımanın da genelde uluslararası olduğunu hatırlatan Kumuk, artık tüm süreçlerin değiştiğini ifade etti. Günümüzde A noktasında yerleşik olan bir alıcının B ülkesi ve noktasındaki satıcıdan aldığı bir ürünü C noktası ve ülkesinde üretip, D noktasına ulaştırabildiğini belirten Kumuk, dolayısıyla coğrafi farklılığın hiçbir öneminin kalmadığını, artık dünyanın bu anlamda düz olduğunu kaydetti.

İletişim sistemlerinin tedarik zinciri yönetimi üzerinde çok büyük etkiye sahip olduğunu bildiren Kumuk, doğru iletişim kurmanın müşteri beklentilerini anlamada önemli olduğunu açıkladı.



Orakçıoğlu: “Türkiye lojistiğin gereğini ve değerini fark etmiştir”

Türkiye’de pek çok konuda olduğu gibi lojistik alanında da gece ile gündüzün bir arada yaşandığını ifade eden İHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, bir tarafta tedarik zinciri yönetimi konusunda dünya standartlarını zorlayan firmalar diğer tarafta ise nakliye ile lojistiği birbirinden ayıramayan kesimler bulunduğunu söyledi. Yine bir tarafta küresel üretim konusunda fikir sahibi sanayiciler varken diğer tarafta atölyeden çıkmayan geleneksel üreticiler olduğunu ifade eden Orakçıoğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bir gün öyle bir noktaya geleceğiz ki tek bir ürün için onlarca farklı noktadan girdi tedarik etmek, bunun zamanlama ve uygulamasını tek kafadan kontrol etmek ve zamana karşı hatasız hizmet etmek gerekecek. Bu yöntem şu an bile birçok dünya markasının hatta Türk markasının uyguladığı ve uygulamak zorunda oldukları bir yöntem. Fakat bunun tüm sektöre yayılacak şekilde gerçekleşmesi için daha yolumuz var. Ancak sektördeki başarılı firmaların varlığı lojistiğin parlak geleceğinin de habercisi. İyi örneklerden yola çıkarsak Türkiye lojistiğin gereğini ve değerini fark etmiştir. Tekstil ve hazır giyimin giderek küreselleşen yapısı bu gereği bir zorunluluk olarak da önümüze koymaktadır. İki sektörü bir araya getiren faaliyetlere imza atmalı ve önce önümüzdeki kavramsal engelleri temizlemeliyiz.”


Kritik nokta; son kullanıcı fiyatının minimuma indirilmesi

Üretim verimliliği ve karlılıkta lojistiğin önemi konusuna değinen Elements Tekstil Genel Müdürü Cemail Batuk; lojistiğin ürün, servis ve insan gibi kaynakların, ihtiyaç duyulan yerde ve istenen zamanda

doğru fiyatla, doğru miktarda temin edilmesi için, nakliye, envanter, depolama, malzeme idaresi ve ambalajlama bilgilerinin birleştirilmesiyle oluşan bir proses bilimi olduğunu belirtti. Üretim ve pazarlama ile içi içe geçen lojistik hareketinin üretim siparişi alınmasıyla başladığını kaydeden Batuk, “Günümüz koşullarında müşteri ürünlerin hangi gün yükleneceği ile saat kaçta deposunda olacağı ile ilgilenmektedir. Sektörümüz için en kritik nokta son kullanıcı fiyatının minimuma indirilmesidir. İş potansiyelinin ve işbirliğinin genişlemesi her iki sektörün maliyetlerinin azaltılması için çok önemlidir” şeklinde konuştu.

Balnak Lojistik’in kuruluşunun tekstil sektörünün güçlü olduğu yıllara denk geldiğini kaydeden Balnak Lojistik Proje Yöneticisi Canan Payla, bu anlamda tekstil sektörünün Balnak’ın bugünlere gelişinde ve büyümesinde önemli katkıları olduğunu açıkladı. Tekstil lojistiğinden kazandıkları deneyim ve bilgi birikimini yine sektörün gelişmesi için kullandıklarını söyleyen Payla, tekstil ihracatında yaratılabilecek sinerjinin arayışı içerisinde olduklarını bildirdi.

Yüksek maliyetlerde ortak lojistik projeleri…

Koton İnsan Kaynakları Direktörü Cengiz Közükara ise ortak proje geliştirme konusuna değindi.

Koton’un, tasarladığı ürünlerin üretimlerini ve tedarikini sağlayıp, entegre bir lojistik uygulaması ile ürünleri istenilen noktaya gönderen bir perakendeci olarak faaliyet gösteren bir firma olduğunu ifade eden Gözükara; hızlı dönen ürün, organizasyonel verimlilik ve hedef pazarlarda ciddi şekilde büyümenin temel hedefleri olduğunu belirtti.

Yüzde 25 dış pazardan, yüzde 75 ise iç pazardan ürün tedariki sağladıklarını kaydeden Gözükara, 26 ülkeden satın alma operasyonları, 20 ülkeye de satış gerçekleştirdiklerini açıkladı. Bu satışların mağaza organizasyonlarıyla gerçekleştiğini söyleyen Gözükara, dünyada toplam 270 noktada satış gerçekleştirdiklerini, mağazalar ve lojistik merkezleri arasında yılda 13 milyon adet mal hareketi olduğunu bildirdi.

Ürünlerin lojistik merkezlerinden mağazalara lojistik firmaları tarafından sevk edildiğini ve bu sürenin yurt içinde 24 saat, yurtdışında ise 4 gün olduğunu ifade eden Gözükara, lojistik operasyonların tamamını outsource ettiklerini belirtti.

Gözükara, askılı ürün sevkıyatının yüksek maliyetli olduğunu, bu nedenle markaların biraraya gelerek, ortak bir lojistik projesi üretmesi gerektiğini kaydetti.

Firmaların yüzde 85’i taşımalarını kendileri yapıyor

Tekstilin Türkiye genelindeki ihracata katkısı ve lojistik hareketler üzerindeki payı üzerinde duran Ekol Lojistik Satış ve Müşteri Hizmetleri Grup Başkanı Hakan Çınar, hazır giyim ve konfeksiyon ihracatına ilişkin verilerde AB’ye yapılan satışlarda önemli ölçüde bir artışın görüldüğünü, özellikle son katılan 12 ülkeye yönelik ihracatın yüzde 62,5 gibi önemli bir ölçüde artış gösterdiğini açıklayan Çınar, ancak bunların toplam tekstil ihracatı içindeki payının henüz yüzde 4’ler düzeyinde olduğunu bildirdi. Aynı sektör için 2007 yılı ilk 6 aylık verilerinde özellikle AB’ye yapılan ihracatlarda artışın sürdüğünü söyleyen Çınar, reel sektördeki firmaların rekabet gücünü oluşturmasına rağmen, stratejik hedefler belirlenirken lojistiğin gerektiği gibi kullanılmadığını ve birçok firma tarafından net olarak da anlaşılamadığını belirtti.

Türkiye’deki firmaların yüzde 80-85’e yakın bölümünün kendi lojistiklerini kendileri yaptığını, bunun depolamada yüzde 95 civarında olduğunu, yüzde 50’ye yakın kısmının ise dağıtımları kendi araçları ile bizzat yaptıklarını ifade eden Çınar; ancak firmaların, uluslararası taşımacılık ve gümrükleme tarafında outsource hizmetinden yararlandıklarını kaydetti.

Çınar, ürün hareketlerindeki mevsimsel değişimler ve sezon hareketlerindeki çeşitlilik ve dalgalanmalar, fason üretimlerin yapıldığı noktaların ana depolara uzak oluşu, depolamada sahalarının, temelde doğru istif şekillerinin uygulanamamasından ötürü depolama sahalarının verimsiz kullanılması ve metrekare israfları, dağınık depolama nedeniyle verimsiz veya atıl kullanılan işgücü gibi konuların tekstil sektörünün temel sıkıntılarından birkaçı olduğunu açıkladı.

Ayrıca ambalajlama standardizasyonu, ürün hareketlerinin optimizasyonu ve envanter yönetiminin tekstil firmalarının ilk etapta dikkat etmesi gereken önemli konuları oluşturduğunu belirten Çınar, “Firmaların pazar durumlarına göre depo yerlerini, sevkıyat planlarını, minimum-maksimum stok miktarlarını tespit etmeye çalışmaları, acil sevkıyatların minimize edilerek, devamında da toplam stok maliyetlerinin ve dağıtım maliyetlerinin azaltılmaya çalışmaları, sağlayabilecekleri diğer iyileştirmeler olarak görülebilir” dedi.